Menü

#iremaktaş

i, daniel blake

0 Yorum

2 sene Önce

Film

Anonim

Ben, Daniel Blake incelemesi

Ben, Daniel Blake (I, Daniel Blake), sıradan insanların anlatılmayan hikayelerini oldukça gerçekçi ve samimi bir tarzla ekrana aktaran, işçi hakları, sosyal haklar gibi toplumsal konuları sıklıkla işleyen Britanyalı sosyal gerçekçi yönetmen Ken Loach‘un son başyapıtı. 2016 Cannes Film Festivali‘nde büyük ödülün sahibi olan Loach, Ben, Daniel Blake ile bu ödülü alan en yaşlı yönetmen oldu. Yönetmen bu ödülü daha önce Özgürlük Savaşı (The One that Shakes the Barley) ile kazanmıştı.

Cannes’dan ve birçok ödül töreninden büyük övgüler alarak dönen Ben, Daniel Blake’in izledikten sonra üzerine çokça düşüneceğiniz oldukça gerçekçi ve başarılı bir dram hikayesi var. Bunda filmde rol alan oyuncuların rol yapmaması adeta karaktere bürünmesi, senaryonun sadeliği ve akıcılığının büyük payı var. Karısını hastalığından dolayı kaybetmiş tek başına yaşayan Daniel Blake orta yaşlı bir marangoz ustasıdır. Bir gün iş yerinde kalp krizi geçirmesi ile işini kaybeden Daniel, tekrar iş aramak için çıktığı yolda işler gibi gözüken ama insan iletişiminde eksik bir sistemin önüne koyduğu engeller, çaresizlik ve yokluk ile karşı karşıya gelir. Bu süreçte Daniel’ın kendisi gibi hayatla başa çıkmaya çalışan iki çocuk annesi bekar bir kadın olan Katie’ye yardım etmesi ile başlayan arkadaşlığı da bu yoldaki yalnız mücadelesini biraz olsun hafifletir.

Film her ne kadar dram olsa da hikayeye dahil edilen yerinde kullanılan zekice mizah ögeleri izleyici ile Daniel karakteri arasında daha sağlam bir ilişki kurmasını sağlıyor. Bilgisayarın b’sinden anlamayan Daniel’in çıkmazlarla dolu “dijitalleşen” bürokratik adımları uygularken yüzleşmeye mecbur bırakıldığı teknoloji ile olan ilişkisini gösteren sahneler özellikle gülümsetiyor. Daniel’ı izledikçe hepimizin günlük hayatta karşımıza çıkan sıradan sorunların üzerimizde aslında ne kadar yıpratıcı etkileri olduğunu, bir vatandaş olarak bazen sesimizi duyurmanın ne kadar zor olduğunu bir kez daha anlamış oluyoruz. Çünkü her şey o kadar tanıdık ki…

Daniel Blake gibi sıradan bir insanı olağanüstü bir şekilde canlandıran Dave Johns‘a hayran kalmamak elde değil. Film boyunca izleyiciyi gülümseten, ağlatan, kendisine inandıran, empati kurduran bir karaktere hayat vermek zor olsa gerek. Yine Katie karakterine can veren Hayley Squires de harikulade gerçekçilikte bir oyunculuk sergilemiş ki çekim esnasında senaryonun sadece belli kısımları verilmiş bir oyuncu olarak başarılı bir iş çıkarmış. Dave Johns ise zaten bir doğaçlama sanatçısı ve Ken Loach filmlerinde oyuncularına doğaçlama yapma fırsatı vermesiyle bilinen bir yönetmen. Böylelikle karakterlerin birbirleriyle etkileşimde doğal olmasının önü açılıyor.

Ben, Daniel Blake, özetle görülmesi gereken bir film. Sadece bir film olabilir ama bittiğinde sıradan bir filmin bıraktığı etkiden çok daha fazlasını vaat ediyor.

Ben, Daniel Blake fragman

Ben, Daniel Blake incelemesi

i, daniel blake

Bu yazıyı tam 1 yıl önce yazmışım. Dikkat edin, konu güncel olmayabilir.

Diğer Yazılarıma Göz Attınız mı?

Anonim

Konu ile alakalı yorumları bekliyorum. Yorumlarınız benim için çok değerlidir.

Yorumları lütfen doğru Türkçe ile yazın. Yorumların anlaşılır olması benim için önem taşıyor.