Menü

#iremaktaş

la la land

0 Yorum

2 sene Önce

Film

Anonim

La La Land: yıldızlar, umutlar ve hayaller şehri

İlk izlemeye başladığınız andan itibaren sizi büyüleyen, ruhunuza dokunan, müziği ile sizi hüzünlendiren ve sarhoş eden, caz müziğe aşık olmanıza neden olan, keşke hayallerimin peşinden koşarken yanımda beni her daim sevecek ve destekleyecek birisi olsa dedirtecek bir film La La Land. Yıldızlar, umutlar ve hayaller şehrine hoş geldiniz.

Geçtiğimiz Altın Küre ödüllerinde tam 7 adaylık kategorisinde 7 ödülü de kazanarak Altın Küre tarihinde bir rekora imza atan La La Land, şu sıralar en çok konuşulan yapım. Üstelik de uzun bir süre daha konuşulmaya devam edecek gibi. Nitekim Oscar’larda da 14 adaylıkla Titanik, Yüzüklerin Efendisi Kralın Dönüşü ve Ben Hur’u geçerek Oscar tarihinin en çok aday olan filmi rekorunu da kırmış oldu. Bakalım ödüllerin hepsini de alarak rekor kırabilecek mi hep birlikte göreceğiz. Şu anda IMDB’de de en yüksek puana sahip müzikal oluyor kendisi. Biraz filmin iddialı tarafını ele alan bir giriş oldu ama La La Land bu kadar ilgiyi kesinlikle hak ediyor.

Komedi ve drama ögelerinin de yer aldığı bir müzikal olan La La Land, hayallerinin peşinde koşan birbirine aşık iki gencin hikayesini anlatıyor. Emma Stone’nun başarı ile canlandırdığı karakteri Mia, aktris olmak için Los Angeles’a taşınan, seçmelerden seçmelere koşuşturan bir garson. Ryan Gosling’in hakkını vererek oynadığı Sebastian karakteri ise hakiki cazın icra edildiği bir caz kulübü açmak isteyen yetenekli bir müzisyen. Bu iki hayalperest yıldızlar şehri Los Angeles’ta karşılaşıyor, aşık oluyor, dans, sinema, müzik üçgeninde dönen o çok güzel ve bir o kadar naif dünyalarında birbirlerine destek olarak hayallerinin peşinden koşuyorlar. Film birçok sahnesinde ünlü film klasiklerine ve “gerçek” caz müziğinin icrası gibi konulara atıfta bulunarak izleyicinin hem sinema ve müziğe bol bol doymasını sağlıyor hem de popüler müzik kültürüne mesajını da iletiyor.

Büyük umutlar ile Los Angeles’a gelmek, Hollywood film sektörünün acımasızlığı, bazen yeşeren bazen kırılan umutlar, gerçekleşmeyen hayaller gibi konular Amerikan sinemasının bir klişesi ama aynı zamanda gerçek hayatın ta kendisidir. Filmin ana fikri basit bir şekilde ele alınırsa ne pahasına olursa olsun hayallerinin peşinden koşmak. Bu biraz da filmin yönetmeninin de gerçek hayat hikâyesinden bir parçayı yansıtıyor gibi. Bu film projesi aslında, yönetmen ve senarist Damien Chazelle ve film müziklerinin bestecisi Justin Hurwitz’in üniversite yıllarında üzerinde beraber tasarladıkları bir projeymiş hatta 1 milyon dolarlık bütçeleri de varmış ama gelgelelim ki birtakım bütçe azlığı ve senaryo değişikliğinin dayatılması gibi meseleler filmin rafa kaldırılmasına neden olmuş. Daha sonra Damien Chazelle büyük ses getiren 2014 yapımı Whiplash’ten kazandığı başarı ile bu filme daha fazla bütçe oluşturabilmiş. Böylelikle üniversite arkadaşı ile hayalini de gerçekleştirmiş olmuş.

La La Land: yıldızlar, umutlar ve hayaller şehri

la la land

Gelelim filmin harikulade müziklerine. E tabi film müzikal olunca bu konu atlanmaz. Justin Hurwitz filmin bestecisi. Toplamda 30 parçaya sahip sountrack, La La Land Jazz Ensemble adını verdikleri çeşitli müzisyenlerin yer aldığı bir müzik topluluğu altında icra edilmiş. Öne çıkanlardan özellikle filmin ilk sahnesinde çalan Another Day of Sun, City of Stars ve Mia and Sebastian’s Theme sayılabilir.

Film hakkında bilmek isteyeceğiniz bir sürü ilgi çekici ayrıntı bulunmakta. Bunlardan biri Ryan Gosling’in filmde piyanoyu gerçekten kendisinin çaldığı. Yoğun bir piyano dersine tabi tutulan Gosling, neredeyse profesyonel bir müzisyen gibi piyano çalmayı öğrendi. Hatta rol arkadaşı ve Grammy ödüllü başarılı müzisyen John Legend, Gosling’in kısa bir sürede bu kadar iyi çalmasını kıskandığını belirtmiş. Yine Emma Stone da tıpkı canlandırdığı Mia karakteri gibi oyuncu olmak için okulunu bırakıp küçük yaşta Los Angeles’a taşınmış. Bir başka ayrıntı ise filmin ismi ile alakalı. İsminin La La Land olmasının iki sebebi varmış. Belki bazıları önceden birincisini önceden fark etmiş olabilir. Filmin geçtiği mekân Los Angeles olduğundan. Yani kısaltılmış haliyle LA. Diğer sebebi ise Hollywood’un birçok kişi için hayallerini gerçekleştirdiği bir mekân olarak öne çıkmış olması.

Filmde belki de en duygusal ve filmin ana fikrini besleyen sahnelerden birisi de Emma Stone’nun Audition parçasını seslendirdiği sahne. Parçadan bir kesiti sizinle paylaşıyorum:

“Here’s to the ones who dream,

Foolish, as they may seem

Here’s to the hearts that ache

Here’s to the mess we make”

Türkiye’de 30 Aralık’ta Aşıklar Şehri adıyla vizyona giren bol cazlı, bol danslı masal tadındaki bu müzikali kaçırmadan bir an önce izlemelisiniz.

Bu yazıyı tam 1 yıl önce yazmışım. Dikkat edin, konu güncel olmayabilir.

Diğer Yazılarıma Göz Attınız mı?

Anonim

Konu ile alakalı yorumları bekliyorum. Yorumlarınız benim için çok değerlidir.

Yorumları lütfen doğru Türkçe ile yazın. Yorumların anlaşılır olması benim için önem taşıyor.